Birisi 13, diğeri 14 yaşında.

Hayatlarının ilkbaharında iki can!

İki ana kuzusu!

İki babanın aslan parçaları!

İki canımız hayatını kaybetti.

Kanayan 2 ana yüreği, 2 baba sinesi!

Rabbim, firdevs cennetinde misafir eylesin. 

Önce ki gün  babalarının aracını izinsiz alarak sulama kanalına düşen, iki canla ilgili haberleri okudunuz. 

O haberleri biz yaptık.

Biliyorum yüreğiniz sızladı!

Kendi evlatlarınız gözünüzün önüne geldi. Benim olsaydı nasıl dayanılırdı bu acıya dediniz. 

Haberimizin özeti şöyle:
"Tokat'ta Araç Sulama Kanalına Düştü: İki Çocuk Hayatını Kaybetti. Tokat ili merkeze bağlı Kömeç köyü yakınlarında bir aracın sulama kanalına düştüğü ihbarı üzerine Afad İl Müdürlüğü'ne bağlı ekipler olay yerine sevk edildi. Dört arama kurtarma personeli ve bir arama kurtarma aracıyla yapılan müdahalede, 2010 ve 2011 doğumlu oldukları öğrenilen iki çocuğun cansız bedeni araçtan çıkarıldı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor."

Haberle amaç hasıl olmuş oluyor mu?

Malesef ama malesef bizim gibi toplumlarda olmuyor. 

Soruşturma devam eder gider.

Bir daha ki can kaybına kadar önlem alınmaz, yeni canlara ah, vah demeye devam ederiz, malesef.

Peki kim önlem alacak?

Valilik, DSİ, yöneticiler, sulama birlikleri.

Sulama kanalının sorumluluğu DSİ'de ise, ilgili kurum yöneticileri.

Size soruyorum, dünden bugüne, savcılığın tespit ve istediği bilgi, belgeler dışında  kim sahaya çıkıp inceleme yaptı?

Valilik yada DSİ bir teknik heyet oluşturup, Kazovayı besleyen ve şehrin içinden geçen sağ ve sol sahil sulama kanallarını gezip, iş ve can güvenliği için kimler tespit ve raporlama yaptı?

Sulama kanallarının çevresi açık mı?

Şehrin içinden geçen kanallar başta olmak üzere hangi güvenlik önlemleri alınabilir?

Tel örgü var mı yada yırtık mı?

Belli yükseklikte tel örgü çekilemezmi?

Kanal boyunca, çiftçilerin sularınıda alabileceği şekilde yer yer araçların uçmaması yada insan, çocuk düşmemesi için telörgü çekilemezmi  bariyer yapılamazmı?

Şehrin içinden geçen kanalların üzeri kafesli tel örgü ile kapatılamaz mı?

En azından 100 metrede bir kanalın yan yüzeylerine sağlı sollu bir metrelik demirler çakılamazmı, düşenin tutunabilmesi için?

Olmaz demi? 

Nasıl olsa mahkeme tazminata hükmetse, para devletin cebinden çıkıyor, sizin cebinden çıkmıyor ki!

Neden hemen, bu acı hadise ve önceki acı hadiseler dikkate alınarak,

Ana, baba, kardeşlerin yürek sızısı dikkate alınarak,

Fizibilite çalışması yapılarak, yatırım programına alınarak işe başlanılmaz?

Bu işin yapılması için çocukların ölmesi yetmiyormu?

Kaç çocuk ölmesi gerekiyor, beyler?

Ya Allah rızası için makamınızdan kalkıp bir gezin iki sahili boydan boya!

"Kenar-ı Dicle'de bir kurt aşırsa koyunu Gelir de adl-i ilahi sorar Ömer'den Onu!"

İlahi adalet Dicle kenarındaki koyunun hesabını soracaksa,  bu yöneticilere iki canın hesabını sormayacak mı?

Sokaktaki köpek, koyun kadar değeri yok mu insanımızın?

Doğancı bağlarından gelen, Gülbahar hatundan, üniversite ve askeriyeden geçen sol sulama kanalına bakarmısınız, zahmet edip. 

Yemin törenine gidiyorsunuz sürekli. Başınızı sola çevirip neden bakmazsınız?

Alaya giden daracık, toprak yol içler acısı. Yanında açık kanal!

Diğer şehirlerden gelen asker aileleri bizi ayıplıyor!

Bir ailenin çocuğu yada bir asker kanala düşse ne hissedersiniz şehriniz adına?

Ben sorunları ve sorumluluklarınızı yazmaktan yoruldum, siz umursamazlığınızdan yorulmadınız!

Düşünme, vicdan, merhamet,  hak, hukuk, sorumluluk meziyetlerinizdemi sulama kanalına düştü, Allah aşkına?

Malesef bu olay Japonya'da, Avrupada yaşanmaz. Yaşanırsa sorumlular en ağır şekilde cezalandırılır. 

Bizde 3 ihlas 1 fatiha, 3 kürek toprakla kapatılır acıların üzeri. 

Sorumsuzların yanına kar kalır, malesef!

Allah'tan ailelerine sabır dilerim.

İnşallah böyle vakalar bir daha olmaz.