Tokat’ta Madımaklar Topraktan Çıkmaya Başladı Tokat’ta Madımaklar Topraktan Çıkmaya Başladı

Tokat’ın bereketli topraklarıyla bilinen Kazova, yıllardır süregelen su sıkıntısı nedeniyle hem ekolojik hem de ekonomik açıdan alarm veriyor. Bölgenin can damarı olan Tozanlı Çayı’nın su seviyesinin ciddi oranda düşmesi, sadece doğayı değil, geçimini tarımla sağlayan on binlerce insanı da derinden etkiliyor.

Barajdan HES'e: Su Kazova'ya Uğramadan Akıyor

Sefer Bayın’ın açıklamalarına göre, 1966 yılında sulama amaçlı inşa edilen Almus Barajı, başlarda Kazova’nın kalkınmasına büyük katkı sağladı. Barajın sağladığı su, Kazova’daki tarım arazilerinin sulanmasına olanak tanıyordu. Ancak 1988 yılında devreye alınan Köklüce Hidroelektrik Santrali ile birlikte bu sistem değişti.

Bayın, barajdan çıkan suyun bugün Ataköy (eski adıyla Köklüce) üzerinden Kelkit Irmağı’na yönlendirildiğini ve burada elektrik üretimi için kullanıldığını belirtti. Bu değişiklikle birlikte, Kazova’ya yönlendirilmesi gereken su, enerji üretimi için başka bir yöne akıtılıyor. Sonuç olarak, Tozanlı Çayı’nın debisi ciddi oranda düştü ve Kazova, doğal su kaynaklarından neredeyse tamamen yoksun kaldı.

Kazova’da Ekolojik Denge Bozuldu

Bayın’ın açıklamaları, sadece bir su yönetimi krizini değil, aynı zamanda çevresel bir felaketi de gözler önüne seriyor. Tozanlı Çayı’ndan yeterli su akışı sağlanamadığı için dere yatağı artık sadece küçük yan derelerden ve atık sulardan besleniyor. Bu durum, bölgenin ekosistemini bozarken, geçmişte yüzülebilecek kadar temiz olan çayın bugünkü hali, çevre kirliliği ve susuzlukla tanımlanıyor.

Kazova’daki doğal yaşamın sekteye uğradığını vurgulayan Bayın, özellikle yaz aylarında su seviyesinin kritik düzeyin altına düştüğünü, bunun da tarımsal üretimde ciddi verim kaybına neden olduğunu ifade etti. Tarımla geçinen köylüler için bu durum, ekonomik darboğaza girmek anlamına geliyor.

On Binlerce Kişi Etkileniyor

Kazova, Tokat’ın en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sebze, meyve ve tahıl üretiminde önemli bir paya sahip olan bölge, yıllardır süregelen su problemi nedeniyle potansiyelini kaybetmek üzere. Sefer Bayın, sadece doğanın değil, aynı zamanda burada yaşayan binlerce insanın da bu durumdan doğrudan etkilendiğini vurguladı.

“Eskiden Tozanlı’da yüzülürdü, şimdi çocuklar çay yatağında kurumuş taşların arasında oynuyor. Kazova halkı bu sudan mahrum kalmamalı,” diyen Bayın, sorunun sadece teknik değil, aynı zamanda sosyal ve insani bir mesele olduğunu dile getirdi.

Çözüm Önerisi: Herkes Kazansın

Bayın, yaptığı açıklamalarda yapıcı bir çözüm önerisi de sundu. Köklüce HES’e tamamen karşı olmadığını, ancak Kazova’ya verilmesi gereken suyun belirli bir kısmının mutlaka bölgeye yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu şekilde hem elektrik üretiminin devam edebileceğini, hem de Kazova’nın yeniden suya kavuşarak tarımsal üretimi artırabileceğini söyledi.

Ayrıca, enerji üretimi için suyun Kazova’ya bırakılmasından sonra Kelkit Irmağı’na ulaşacağı güzergâhta yeni bir hidroelektrik santrali kurulabileceğini de dile getirdi. Böylece hem ekolojik denge sağlanacak hem de enerji ihtiyacı karşılanabilecekti.

Yetkililere ve STK’lara Çağrı: Bu Sessizlik Sürmemeli

Sefer Bayın, yetkililere ve sivil toplum kuruluşlarına seslenerek, bu kronik sorunun artık görmezden gelinmemesi gerektiğini vurguladı. Kazova’nın hakkı olan suyun Kazova’ya verilmesi gerektiğini ifade eden Bayın, konunun sadece Tokat’ın değil, tüm ülkenin dikkatine sunulması gerektiğini belirtti.

"Doğa susar ama unutmaz. Bu topraklar yıllardır bekliyor. Artık birileri duymalı, görmeli, çözüm üretmeli" diyen Bayın, kamuoyunu da bu konuda duyarlı olmaya davet etti.

Kazova’nın Geleceği, Suya Bağlı

Kazova’da yaşanan bu durum, Türkiye genelinde benzer sorunlar yaşayan birçok tarım bölgesine de ışık tutuyor. HES projeleri ile doğa arasında denge kurulması gerektiği, sadece enerji üretimi değil, ekolojik sürdürülebilirlik ve insan yaşamı da göz önünde bulundurularak projelerin şekillendirilmesi gerektiği bir kez daha gündeme geliyor.

Bugün Kazova için atılacak adımlar, yarının doğasını ve ekonomisini şekillendirecek. “Kazova’nın hakkı Kazova’ya verilmeli” çağrısı, sadece bir slogan değil, bir adalet talebidir.

Muhabir: Burhan Arar