Toplumda bir söz vardır ‘Düğün erkene alınıyorsa gelin hamiledir’ diye.

Seçimlerden yeni çıkmışken Ekrem İmamoğlu, “çık karşıma, sandığı getir” gibi mitingler yapıp meydanları ısıtmaya çalışmasının bir sebebi olduğu ortaya çıktı.

Usulsüzlük, yolsuzluk, hırsızlık iddiaları ile gözaltına alınan İmamoğlu ve ekibi mağdur değildir.

Hukukun iddia ettiği konular öyle mağdur edebiyatına sığınılacak gibi değil.

Zoraki bir kahraman çıkartma telaşına girildi.

Usulsüzlük, yolsuzluk, hırsızlık iddialarından nasıl bir kahraman çıkartılacak.

Ayrıca sahte diplomaya meyletmiş bir kişiyi devletimizi nasıl teslim etmeyi düşünüyorsunuz.

Siz düşünebilirsiniz ama biz bu iddiaların sahibi birini asla Cumhurbaşkanı görmek istemeyiz.

Biz siyasette parti gözetmeksizin, temiz eller operasyonunu destekliyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisinin sahte diplomalı, usulsüzlük, yolsuzluk, hırsızlık iddiaları olan birisinin peşinden gitmesini de anlamlandıramıyorum.

CHP bu olmamalı. Benim hırsızım deyip, hukuku göremezden gelerek tüm birikimlerini İmamoğlu için boşa harcamamalı.

CHP tarafının yaptığı açıklamalarda, İmamoğlu hakkında ki iddiaların kıyısından bile geçen yok.

İmamoğlu operasyonu siyasi bir operasyon değildir.

Siyasi operasyon algısı ise maalesef sokağa çık çağrısı ile işin içinden çıkılmaz oldu.

CHP Genel Başkanının sağduyulu olmasını beklerken sokak çağrısı bir genel başkana yakışır bir durum değil.

Sokağa çıkanlar kontrol edilemez, olaylar çığırından çıkar. Bunun sorumluluğunu Özgür Özel alabilir mi?

Sokak çağrısı yaptığınız anda kontrol sizin elinizden çıkar. Kontrolsüzlük ise tehlike potansiyelini büyütür.
Sokak çağrısı, sadece iyi niyetli vatandaş tepkisini harekete geçirmez. Her türlü illegal örgüt de durumdan vazife çıkarır. Onlar devreye girdiğinde ise geçmiş olsun.

Sokak çağrısı, vatandaşla polisi karşı karşıya getirir. “Polisiyle çatışan vatandaş” görüntüsü, bir siyasi partinin köşe bucak kaçınması gereken görüntüdür.

Eylem yapın, tepkinizi koyun ama sokakları karıştırmayın.

Hükümet karşıtı, muhalif düşüncelere sahip olmak ayrı, sokakları karıştırmak ayrı.

Ayrıca önceki gün sokağa çıkan gençlere uyarımı yeniliyorum.

Gençler kim için sokaklardasınız?

Gençlerin hakkını yiyerek usulsüz şekilde diploma sahibi olanlar için mi?

Kameralar önünde fakirlik, açlık edebiyatı yapıp kendileri malikanelerde yaşayanlar için mi?
Devletin/milletin malını kendisi ve çevresi için kullananlar için mi?
Hiçbir somut icraatı olmadığı halde reklamını yaptırmak için gazetecileri fonlayanlar için mi?
Siz neyin protestosunu yapıyorsunuz?

Genç arkadaşlar, Üniversitelerin karışması Türkiye’nin menfaatine asla olmadı.
Siyasilerin kendini savunacak paraları da avukatları da var.

Kendi geleceğinize ve ülkenize sahip çıkın.
Hukuk gereğini yapacak.

Seçim zamanı sandık kurulduğunda da Milletimiz.

Vesselam